Kural eski ve basit: biri keser, öbürü seçer. Tarlanın bir ucunda senin sevdiğin bağ, öbür ucunda zeytinlik ve dere kenarı var. Aşağıdaki mavi satır, her parçanın senin gözündeki değeri.
Abin: “Ben bağla uğraşamam. Zeytinlik de dere kenarı da benim işime yarar.”
Ev ikiye kesilmez. Burada kural şu: her kardeş her eşyaya kapalı zarfla bir değer yazar. Eşya en yüksek değeri yazana gider. Farkı parayla denkleştirilir.
Her eşya senin için kaç lira eder? Değerleri istediğin gibi değiştir. Abinin zarfı kapalı, masada açılacak.
Kes ve Seç'te kesen, tam kendi gözündeki yarıdan keserse en az yarısını garanti eder. Seçen ise zaten beğendiğini alır. İkisi de “bana haksızlık oldu” diyemez. Zevkler farklıysa ikisi de yarıdan fazlasını alabilir. Açgözlülük ise tek bir yanlış tahminle en kötü sonuca götürür. Miras masasında da aynı mantık işler: herkes kendi değerini söyler, eşya en çok değer verene gider, fark parayla kapanır. Herkes kendi gözünde payından fazlasını alır.